Kutsanmış Salı ya da Hallelujah!

Park

Evime çok yakın bir park var. Geçenlerde hareketsiz kalıyorum diye kendime kızdığım için parka öğleden sonra yürüyüşe gittim. Günlerden Salı. Herkes işte veya okulda. Parkta çok az kişi var. Tempolu bir yürüyüş tutturup, parkurumun son çeyreğine girmek üzereyken karşıdan gelen iki genç kız yanıma yaklaşıp birşeyler söylediler.

Ben de onlara İngilizce konuşabiliyorlar mı diye sordum. Hemen evet dediler ve Amerikalı olduklarını söylediler. Günlerdir İngilizce konuşacak birini aradığım için sanki memleketlimi görmüşçesine sevindim. Ayaküstü sohbet etmeye başladık. Neden buradayım, ne kadardır buradayım filan sormaya başladılar. Ben tabii ki çölde vaha bulmuş bedevi sevinciyle anlatıyorum da anlatıyorum. O kadar daldan dala atlıyorum ki şehir, ortam derken, politika, Türkiye’de insan hakları vs. gidiyor. Onlar ne kadar güzel konuşuyorsun dedikçe ben coşuyorum.

Hiç de şüphelenmiyorum bunlar pek konuşmuyor diye. Güzel güzel dinliyorlar. Birden ben de onları tanımak istediğime karar verdim. İki genç hanımın biri Utah’tan diğeri ise Washington DC’den geliyor. 18 ay boyunca burada yaşayacaklarmış ve şehre geleli daha 2 ay olmuş. İçimden yaşasın anadili İngilizce birilerini buldum diyorum. Bol bol muhabbet ederiz diye hayallere dalmışken, kızlardan birisi “inançlı mısın?” diye sordu. Oh ben yine coştum anlattım da anlattım. Din konusundaki düşüncelerimi bilenler kızları nasıl şaşırttığımı (ama hiç bozuntuya vermediklerini itiraf etmeliyim) az çok tahmin ediyordur. Sonra buraya Amerika’daki kiliselerinin bağlantısı ile geldiklerini, bir dua grupları olduğunu anlattılar. O ana kadar fark etmediğim yakalıklarına gözüm takıldı. Yakalarında Sister Kate ve Sister Penny* yazıyordu. Hallelujah!

img_0115

Yaklaşık 20 dakika geçmişti. Bir sessizlik oldu. Ben artık karşımda iki misyoner kızımızın olduğundan emin, oradan yavaş yavaş tüymeyi planlarken onlar daha da arkadaş canlısı tavırlarla kiliselerinden bahsettiler. *Not: Salt Lake, Utah mormon misyonerlerin çok yoğun olduğu bir yer ve LDS kilisesinin merkeziymiş. Konuşma bir türlü sona ermiyordu. Belli ki beni de aralarına almayı kafalarına koymuşlar. İdeal aday. Başka bir ülkede, henüz ülkenin diline hakim değil, şehirde yeni, boş vakti çok, İngilizce konuşuyor daha ne olsun! Yaklaşık yarım saatin sonunda, kilisenin adresi ve telefonu yazan yanda resmini göreceğiniz kartı verdiler. Umarım gelirsin dediklerinde ben de “bakarız” dedim kibarlık gereği. Baktım hala dağıldıkları yok. Birbirimizin yüzüne bakıyoruz ve susuyoruz. Bu rahatsız edici sessizlik sinirlerimi bozmaya başlıyordu. Tanıştığımıza memnun oldumu 3. kez söylüyorum ama kimse yerinden kıpırdamıyor! En sonunda Utah’lı kız “eğer senin için sorun olmazsa, üçümüz dua edip ayrılsak olur mu?” dedi. Durumdan bir an önce kurtulmak için ve biraz da bu iş nereye gidiyor diye meraktan “sorun değil” dedim. Ellerimiz önümüzde birleşmiş gözler kapalı, koşanlara aldırmadan Tanrıya ve nimetlerine teşekkür ettik! Ardından “grubumuza seni de bekleriz” diyerek ayrıldılar. Ben yürüyüş temposunu ve yarım saatimi kaybetmiş şaşkın, olanların gerçekliğini kavramaya çalışarak elimdeki kartla parktan çıktım…

Eh işte neye niyet neye kısmet? Ya da daha modern tabiriyle hayaller Oğuz Atay, gerçekler Kemalettin Tuğcu 🙂 Amen!

2 thoughts on “Kutsanmış Salı ya da Hallelujah!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s