Oyunlarla yaşayanlar

hayaller-tutku-ruyalar

“İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli iyi bir şiir okumalı güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir.” Goethe

Bu güzel alıntıyla başlıyoruz sohbete. Emekli, bugün 60. yaşını kutlayan bir tiyatro aşığı. Son 5 yılı yaratıcı drama, temel oyunculuk, dramatik yazarlık ve oyunculuk eğitimleriyle geçti, 300 kitap okudu ve edebiyat dergilerine kısa öyküler yazıp gönderdi. Kendini geliştirmenin, öğrenmenin ve “daha iyi bir insan” olmanın yaşam boyu devam ettiğinin canlı örneği bu hanımefendiden biz gençlerin öğreneceği çok şey var…

“Kaç yaşına geldim hayatımın amacını bulamadım!” “Benim neye yeteneğim var acaba?” “Hayattaki en büyük tutkum ne?” “Bu saatten sonra nasıl olacak ki?” “En büyük hayalimi sorduklarında düşünüyorum düşünüyorum karar veremiyorum…” Herhalde en az bir kez bu düşünceleri veya soruları kafamızdan geçirmişizdir. Oysa hiç bir şey için geç değil. Hayalini yıllar sonra gerçekleştirmiş bir kişiden, hayatta hiç bir şey için geç kalınmadığının canlı kanıtı olan annemden bahsetmek istiyorum.

İki çocuk yetiştirip, yoğun bir iş temposunun ardından emekli olunca eve kapanmak yerine en çok istediği şeyin, tiyatronun peşinden gitti. Eğitimler nedeniyle iki sene İstanbul-İzmir arası mekik dokudu yine de pes etmedi. Artık tiyatro annem için bir hayat biçimi oldu. Yoğun olarak ilgilendiği zamanlarda ‘replik’le yatıp, kalkıyor. Eve sabaha karşı 5’te gelip bir kaç saat dinlenip, duş alıp sahneye çıkmak üzere hazırlanmaya gidiyor ve hiç yorulmuyor. Tiyatro aşkını şöyle anlatıyor “Hepimizin yapmakta zorlandığı, yapmadığı, yapamadığı ya da yapmak istemediği şeyler oluyor. İşte ben her şeyi tiyatro için yapabiliyorum. Örneğin ezberim kötüydü, hayatta yapamazdım derken bugün çok daha kısa sürede sayfalarca metni ezberleyebiliyorum. Veya tam tersine tiyatro için yapmaktan hoşlandığım şeylerden vazgeçebildiğimi ama bundan dolayı mutlu olduğumu görüyorum.”

Annemin, bütün zorluklarına ve yorgunluklara rağmen bir şeyi bu kadar büyük bir tutkuyla yaptığına ilk kez tanık oluyorum. İmreniyorum 🙂 Hayatına tiyatro girdikten sonra gözle görülür bir gelişim gösterdi annem. Daha çok okumaya ve araştırmaya başladı. Kuramsal kitaplardan, kurgulara kadar her alanda. Okuma listeleri gelişigüzel olmaktan çıktı. Algıları açıldı. Kendi deyimiyle “bakmaktan çok görmeye başladı”. Artık şiir seviyor. Ufak ufak da yazmaya başladı. Bu yıl başından beri, reji yapmaktan keyif aldığını ve yapabilirliğini keşfettiğini söylediğinde şaşırmıştım ama bunun altından da kalkacağına hiç şüphem yok.

8-kadin-sahne-tozu-tiyatro

Bugünlerde Sahne Tozu tiyatrosunda hem eğitim alıyor hem de sahne alıyor. Şubat ayında ilk kez bir oyunda rol aldı. Metroda “Siz 8 Kadında mı oynamıştınız?” diye soran bir izleyiciyle karşılaştığı anı anlatırkenki mutluluğunun sesi hala kulaklarımda. Kendimi sahnede düşünemiyorum. Heyecandan adımı bile unutur, oyunu bloke ederdim kesin 🙂 Annem de ilk sahneye çıkışında çok heyecanlanmış ama heyecanın kendisini ele geçirmesine izin vermediğini şu sözlerle anlatıyor: “Sahneye ilk çıktığım andan önceki beş dakikayı anlatmakla başlayacağım. Sekiz kadın oynuyorduk ve diğer yedi kadın benden önce defalarca sahneye çıkmıştı. Bunun bende bir ağırlığı vardı, ayrıca çok sevdiğim sanat yönetmenimizin güvenini boşa çıkarmak istemiyordum. Hatta bu hepsinden önemliydi. Oyunun başlamasına beş dakika var anonsundan sonra kalp atışlarım sanki dışarıdan duyulacaktı. Bir ara ayağıma kramp girer gibi oldu ama ben içimden seninle hiç uğraşamam dedim ve kendimi yine heyecana bırakıverdim. Bu arada kramp ne zaman geçti, hatta girdi mi hatırlamıyorum bile. Son anons oyunumuz başlıyor ve iki cümle ardı ardına ışık hızıyla geçti aklımdan; çıktığın an herkes sana bakacak (ilk ben çıkıyordum ve bir kaç dakika sahnede yalnız kalıyordum), hemen ikinci cümle, rahat ol bu çıkan sen değilsin zaten mammy karakteri. Ve hoop sahnedeyim. Şöyle canlandırın gözünüzde yavru kuşun ilk uçuşu. Kanat çırpmazsan düşeceksin ve kanatlar çırpıldı…”

Herkesin annesi özeldir. Onu eşsiz kılan şeyler yapmıştır. Annemi benim için özel yapan yalnızca bana ve kardeşime olan düşkünlüğü ve sevgisi değil. Daima çok güçlü oluşu ve kendine hayran bıraktırması. Hani boynuz kulağı geçer diye bir söz vardır ya, işte annemle bizim ilişkimizde bu nadiren oluyor. Çünkü o her zaman çıtayı yükseltebiliyor  🙂

İnsanlar çocuklarıyla gurur duyarlar ama aileleriyle duymazlar mı? Ben annemin kariyerindeki başarısından, ALES’te benden yüksek sayısal puan almasından, tüplü dalış yapmasından, çok iyi masa tenisi oynamasından, 60. yaşını kutladığı bugün hayallerini gerçekleştirmesinden dolayı gurur duyuyorum. Azmi ve başarısı yalnız bana değil, herkese ilham olsun diye bu yazıyı ona armağan ediyorum. İyi ki doğdun!

6 thoughts on “Oyunlarla yaşayanlar

  1. Canım kızım, Hayatımda aldığım en güzel doğum günü hediyesi,tabi sen ve kardeşinden sonra……….. Ne güzel yazmışsın,çok duygulandırdın beni,eklemem gereken bir cümle var ki Deniz’im ve Güneş’im olmasaydı asla başaramazdım.:)

    Like

  2. deniz’cim, sonunda gözlerim doldu, ne güzel bir yazı bu… rana teyzeye sahnelerde daha nice heyecanlı anlar ve gerçekleştirilecek yeni hevesler diliyorum 🙂

    Like

  3. Benimde gözlerim doldu sonunda, Annenizi içten kutluyorum ve nice sağlıklı oyun doldu yıllar diliyorum, hepimizin hayatında tutkuyla yapacağımız şeyler olur umarım…

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s