Akşama ne izlesem?

Geçenlerde sevgili japonkedi‘nin blogunda tavsiye ettiği Big Little Lies‘ı bir solukta izledim ve çok beğendim. Bunun üzerine ben neden son zamanlarda etkilendiğim üç diziden bahsetmiyorum da kendime saklıyorum dedim. Bu yazı sık sık yeni dizi sormak için beni arayan kardeşime ve arkadaşlarıma gelsin: Mozart in the Jungle, A Series of Unfortunate Events ve The O.A.

Mozart in the Jungle

New York Senfoni Orkestrası, klasik müzik, kulis arkasında yaşanan olaylar, sex, tutku, ve sanat… Hem güldüren hem de müzikleri ile ruhunuzu dinlendiren bir dizi. Başrolde maestro Rodrigo rolüyle izlemek için başka nedene gerek bırakmayan Gael Garcia Bernal! Dizi,  müzik eleştirmenlerinin bir numarası latin amerikalı orkestra şefi Rodgrigo’nun NYSO’nun başına geçmesiyle birlikte yaşanan olayları konu alıyor. 20 dakikalık kısa bir dizi olduğundan bir sezonu şıp diye izleyip bitiriyorsunuz. Dizinin ilerleyen sezonlarında Monica Belluci de Venedik’li bir opera sanatçısı olarak karşımıza çıkıyor ve dizinin estetik güzelliği katlanarak artıyor. NY sosyetesinde ve sanat dünyasında ne dolaplar dönebileceğini merak ediyorsanız kaçırmayın. Obua sanatçısı Blair Tindall’ın anılarını anlattığı kitabından esinlenen dizinin trailerı burada.

Yapım: Amazon Studios

A Series of Unfortunate Events 

Masalsı bir dizi…Görüntü yönetmenliği, kostümleri, ilginç karakterleri, makyajları, dekorları ile görsel bir şölen! Muhtemelen bu satırları okuyan herkesin izlemiş olduğu How I Met Your Mother dizisinden tanıdığınız “Barney” karakteri çok başarılı ve eğlenceli bir performans sergiliyor. Dizinin konusu şöyle; ebeveynlerini ve evlerini bir yangında kaybeden Baudlaire kardeşlerin velayeti kötü niyetli akrabaları Kont Olaf’a verilir. Kont Olaf’ın tek derdi ise Baudlaire’lerin mirasını ele geçirmektir. Dizi boyunca çocuklar kara komedi ve absürd olaylarla karşılaşır ve sürekli olarak Olaf’tan kaçmaya/kurtulmaya çalışır. Aynı adlı romandan uyarlanan ve eğlence garantili dizinin trailer’ı şurada.

Yapım: Netflix

Konusu, 7 yıl önce ortadan kaybolan görme engelli bir genç kızın, görme duyusunu geri kazanmış bir şekilde yeniden ortaya çıkmasıyla gelişen olaylar. Çok iyi bir şekilde işlenen hikaye psikolojik gerilim, fantazi, sci-fi arasında geçişler yapıyor. Dizi boyunca tutsaklık, öğrenmek ve sevgi üzerine filozofik söylemler sizi dizinin içine çekiyor. Rusya’da başlayan, Amerika’da devam eden ve NDE‘ye (ölüm ötesi deneyime) odaklanan dizinin ilk bölümü merak duygunuzu güzelce kabartıyor. Başroldeki Prairie karakterini oynayan Brit Marling, aynı zamanda hikayenin de yazarı. Psikolojik gerilim sevenler için trailer burada.

“Uzun süre tutsak olduktan sonra özgürlüğün ne kadar kafa karıştırıcı olduğunu, seçeneğin olduğunu anlamak ve eyleme geçebileceğini anlamak zor. Tutsaklık bir düşünme biçimi. Yanında taşıdığın birşey.” The O.A.

Yapım: Netflix
İyi seyirler!

3 thoughts on “Akşama ne izlesem?

  1. Aynen. 2. sezonun kısacık bir trailer’ı yayınlanmış ama pek bir şey anlaşılmıyor 🙂 Umarım A Series of Unfortunate Events’i de seversin. Güzel bir kara komedi. Bana Hotel Budapeşt’i izlerkenki keyfi verdi. İyi seyirler 🙂

    Like

  2. hah, şu mozart in the jungle’ı hatırlattığın için çok yaşa! kimbilir kaç kişi tavsiye etti ama her seferinde unutuyorum. bu kez izlicem. gael’imin tipine kurban!

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s