Sardunya yolcusuna notlar

Cala Luna_SardegnaAylar öncesinden kararlaştırılan bu tatili iple çekiyordum. Sardunya’dan bir iki plaj fotoğrafına bakınca işte budur dedim. Biletler alındı rezervasyonlar yapıldı, araya bir Türkiye ziyareti girdi derken sonunda gittik. Sardunya’ya Ağustos’ta gitmeyin! Tatilin ilk iki günü inanılmaz nemliydi ama sonra rüzgar bizi kurtardı. Turkuvazın binbir tonu denizi, altınkum plajları ve restoranlarıyla enfes bir Akdeniz adası.

Adanın güneyinde yer alan Cagliari Elmas havalimanından şehir merkezi trenle yalnızca 10 dk. Sardunya’da araba kiralamak gerekiyor çünkü adanın dört bir yanındaki plajlara başka türlü gidilmiyor. Cagliari’de de denize girilebiliyor. Plajın adı Poetto. Poetto plajı güzel, oldukça da büyük ama denizin girişi çakıllı ve suyu da ılık. Sardunya plajlarıyla ilgili en önemli notum bizdeki gibi işletmelerce ele geçirilmemiş yani bakir olmaları. Dolayısı ile herkes kendi şemsiyesini, şezlongunu, termosunu vs. getiriyor. Biz Decathlon’dan kolay katlanabilir ve oldukça hafif bir güneşlik aldık ve tatil boyunca çok işimize yaradı. 

Plajlar…

Porto-Guinco-Sardegna

Cala-Caterina

Spiaggia di Porto Guinco– Adanın güneydoğusunda yer alıyor. Suyu ılık ama hafif dalgalı. Kumluk ve sığ bir deniz. Derinlere ulaşmak için oldukça ileri gitmeniz gerekiyor. Kumsalı inanılmaz güzel. Plaj üzerinde küçük birkaç büfe var. Burada salata, makarna ve burger çeşitleri ile alkollü alkolsüz her türlü içecek var. Dikkatimi çeken şey, İtalyanların plajda öğleden sonra güneşin altında buharlaşmaya ramak kalmışken bile espresso shot içebilmeleri oldu. 

Spiaggia-di-Tuerredda

Tuerredda-beach-sardegna

Spiaggia di Tuerredda– Cagliari’nin güneybatısına düşen bu plaja erken gitmek gerekiyor. Suyu çok durgun (Ölüdeniz gibi) ama bir o kadar da serin. Plajı yine altınkum ve denizi de kumluk olduğu için aşırı kalabalık ve yer bulmak zor olabiliyor. Restoranların sayısı daha fazla ve mönüleri de daha geniş. Plaja giderken yolumuzun solu flamingo cennetiydi (adadaki pek çok plaj gibi) izleyerek gitmek çok keyifliydi. Akdeniz bitki örtüsünün hakim olduğu adada Mersin-Adana hattından alışık olduğumuz dikenli incirleri görmek beni şaşırttı.  

Porto-Pino-Sardegna

beach-sardinia

Porto-Pino-beach-Sardegna

Porto Pino– Adada en beğendiğim plaj bu oldu. Arka tarafında pırıl pırıl bir marina var. Deniz kumluk ve sakin fakat serin. Deniz tatilindeki önceliğim yüzmek olduğundan plajlarda genel olarak az fotoğraf çekmişim. Bu plajda restoranlar daha şık ve yemek çeşitleri daha çok.

Adadaki iki günümüzde plaja uğramadık. Bir tanesinde önceki yazımda detaylı anlattığım adanın doğusundaki Orgosolo kasabasını gezdik. Dönüşünde de Parc National du Gennargentu‘nun içinden geçtik. Yollarda kaybolmalı, şarjsız ve internetsiz hatta asfaltsız maceremız, manzaraya değdi. Fonni‘ye uğramadan ve botla Cala Luna‘yı görmeden dönülmez! Adadaki son gün ise şehirde kalıp botanik bahçesini, amfitiyatroyu ve arkeoloji müzesini gezip dönüş yoluna geçtik. Dipnot: adada mercan takılar çok ünlü. Biraz pahalı ama kendinizi şımartmadan dönmeyin.

Desulo-Sardegna

Fonni-Sardegna

Parc-National-Gennargentu

Adada nerede ne yenir? Akşam yemeği servisi 20.00’da başlıyor. Adada deniz ürünleri ile yapılmış yemekler ön planda. Fırında kızarmış ahtapot, deniz ürünlü makarnalar çok başarılı. Hem beyaz hem de kırmızı lokal şaraplardan yanınıza almayı unutmayın. Cagliari’deyken Corso Dodici ve Taccas favorimiz oldu. Taccas’taki şarküteri bugüne kadar gördüğüm en doyurucu -bitiremedik- lezzetli etlerden oluşuyordu. Ana yemeğe gerek kalmadı. Adada Vegan restoran bulmuşken ginger birası denedim fena değilmiş!

Yelp ve Tripadvisor’da notu yüksek olan Retro Burger’e de şans verelim dedik. Ambiansı, seçtiği gıdalardaki titizliği, kredi kartı geçmeyişiyle tam bir retro mekan. İki hamburger, anne elinden çıkmış gibi bir patates kızartması, iki bira toplam 25 Euro! Şık bir yer arayışındaysanız, Cagliari’deki Michelin yıldızlı Dal Corsaro’yu deneyin. Yalnız rezervasyonsuz kabul etmiyorlar. Menüleri kişi başı 75-90 Euro civarında. 

Sonbahar geldi ve güneşi Fransa’da uzunca bir süreliğine uğurladık. Bu yazıyı yazarken hala daha yaz modundan çıkamadığımı fark etsem de artık kendimi soğuk günlere ve özellikle de okulun açıldığı gerçeğine alıştırsam iyi olacak…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s