Çin işkencesi olarak Fransız usulü taşınma

Yurtdışında bir ev kiraladıysanız sımsıkı tutunun o eve arkadaşlar. Taşınmak zaten başlı başına bir dert, gurbette daha da zor. Rahat mı battı da taşınıyorum? Hayır, oturduğum evin 3. yılı yani kira kontratı doluyordu. Evin ısınmasından memnun olmadığım için de ev arıyordum. Ama bürokrasinin beşiği Fransa’da her şeyin bir kuralı, prosedürü var.

Taşınma kararı aldıysanız ne zaman çıkacağınızı hesaplayıp, tam üç ay öncesinden eskilerin “iadeli taahhütlü” dedikleri -şimdi böyle bir şey kaldı mı Türkiye’de bilmiyorum- imzalı resmi bir mektup gönderiyorsunuz emlakçınıza. Öyle telefon/mail ile “ben evden çıkmak istiyorum ay sonu” dediğinizde duvara konuşmuş oluyorsunuz. Mektubun ulaştı onayı geldikten bir kaç gün sonra emlakçı da size kallavi bir mektup yolluyor iki sayfalık. Çıkacağınız kanuni tarihi belirtiyor, çıkmadan evin her tarafını temizlemenizi, duvarlardaki delikleri kapamanızı, evde halı varsa bunu halı yıkama şirketi çağırarak yıkamanızı, radyatörelere, kireç nedeniyle bozulabilecek tesisata bakım yaptırmanızı, camları pırıl pırıl yapmanızı vs. kapsayan bir dolu ödev veriyor size. Canım memleketim diye iç çektiniz değil mi? Aynen bence de…Daha bitmedi. Sonra ödediğiniz emlak vergisinin fişini vermek ve ev görmeye gelecek potansiyel kiracılara hangi günler evin gösterilebileceğini konuşmak için emlakçıdan randevu alıyorsunuz. Bu sırada da üç ay içinde ev bulmak için motor takmışçasına emlakçıların web sitelerini ve oldukça yararlı bir uygulama olan “Se Loger”deki tüm ilanları gezerken evleri ezberliyorsunuz 🙂

Mesela, sabahlarım emlakçılardan randevu almakla geçiyor. Öyle çat kapı emlakçının ofisine girip “ben kiralık ev arıyorum” diyemiyorsunuz, sizi uzaylı zannedip ürküyorlar. Randevular da hemen olmuyor, genellikle 1 hafta sonraya, nadiren 2-3 gün sonraya filan veriliyor. Evle ilgili tüm detayları konuşuyorsunuz. Ek talebiniz olursa ve mümkünse ev sahibine danışıyorlar. Siz asla ve asla ev sahibini görmüyor, onunla muhattap olmuyorsunuz. Tek güzel kısım bu belki de.

Taşınma yaklaşırken, koli, bant, taşıma kutuları, kamyon kiralama gibi pek çok detayı da halletmiş olmak gerekiyor. Taşınma şirketi mi? Yani benim gördüğüm Fransızlar “do-it-yourself” akımını sindirmiş, bir ata sporu olarak taşınmayı seçmiş insanlar olarak taşınma şirketi filan çağırmıyor. Her şeyi kendileri garip bir şekilde büyük bir keyifle taşıyor. Dolayısı ile bize de o yol gözüktü. Bunca eşya nasıl kutulanacak, nasıl yeni eve gidecek düşündükçe kaçıp gitme isteğim artıyordu.

Fransa’da hipermarketlerin bir bölümü taşınma pazarı önemli bir gelir kapısı olduğu için büyük araç kiralıyorlar. 15metreküplük, 21 metreküplük vs. Bu aracı online kiralayabiliyoruz eşyaların hacmine göre. Fakat bundan da önce belediyeden “ben taşınacağım da, aracı evin önüne park edip, kamusal alanı işgal edebilir miyim acaba?” minvalinde bir izin alıyoruz. Bir dilekçe veriliyor taşınmadan en az 10 iş günü önce. Sonra belediye de bize izin belgesi yazıyor. Ardından tren garına gidip, kim olduğunu anlamadığım bir amcadan “Taşınma” yazılı metal bir levha alıyorum. Belediye izinlerim de üzerine yapıştırılıyor. Bu levhayı taşınmadan 48 saat önce evimin önüne koyuyorum. Ayrıca, eski ve yeni apartmanımda, komşulara hitaben taşınacağımı ve bir miktar gürültü yapabileceğimizi ifade eden ve anlayışlarına sığınan birer duyuru asıyorum. Medeniyet böyle bir şey…

Bir yandan da evdeki abonelikler iptal ediliyor (elektrik, internet gibi). Yeni ev için yenileri açtırılıyor. Fransa’da adresin güncel olması her şeyden önce sağlıklı bir iletişim için çok önemli. Yoksa devlet işleriyle ilgili veya bankanızdan gelecek o çok önemli evraklar asla size ulaşmaz. Dolayısı ile adres değişikliğini yabancı olduğumuz, valiliği ve bağlı bulunduğumuz konsolosluğu da dahil edince yaptığım listeye göre 15 kuruma bildirmem gerekiyor 🙂 Sanıyorum Fransızlar taşınırken işten bir iki hafta izin alıyorlar, zira bunlar gerçekten vakit alan işler. (Yazar yine bir memleket özlemi ile iç çeker burada)

Asıl taşınma günü öncesindeki beş gün boyunca, eşim İtalya’da iş seyahatindeyken, arkadaşımın büyük desteğiyle evi parti parti taşıyarak mutfak eşyalarını, giysileri ve çiçekleri yeni eve yerleştirdik. Taşınma günü gelip çattığında aralarında Amerikalı, Alman, Romen, Türk ve bolca Fransız bulunan eşimin 12 iş arkadaşının el atmasıyla çabucak taşındık. O günden aklımda kalanlar salonda içilen sıcak bira, eşimin hayatında ilk kez kamyon kullanması, dört mühendis kızın Ikea yatağımızı kurması, Alman arkadaşımızın mutfağa girmesi neredeyse imkansız görünen dev buzdolabını ince hesaplarla mutfağa sığdırması oldu.

Ama her şey bu kadarla bitmiş değildi… Eski evin anahtarlarını teslim ettiğimiz gün emlakçı gelip evde hasar tespiti yapıyordu. Biz evi inanılmaz bir titizlikle sorunsuz teslim ettik. Emlakçı her şeyi acaip bir dikkatle kontrol ettikten sonra “harika” dedi ve biz de derin bir nefes aldık. Evin depozitini bir ay sonra çekle yeni adresimize gönderdiler. Aylarca kafamı kurcalayan ve gündemi meşgul eden önemli bir konu da çözüme kavuştu. Bakalım sırada Fransızların hangi bürokratik işi için koşturmak var kaderde 🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s