Uber yemek

Uber EatsUber eats sonunda bizim şehre geldi, hem de İngiliz rakibi deliveroo ile birlikte. Bu uygulama Yemeksepeti’nin biraz daha gelişmiş versiyonu. Uber eats applikasyonunu telefona indiriyorsunuz. Sonra sevdiğiniz bir restorandan yemek seçiyorsunuz, uber hesabıyla ödemenizi yapıyorsunuz. Ardından da dakika dakika siparişinizin nerede olduğunu, harita üzerinden takip ediyorsunuz!

applikasyon_uber-eats

Yemeksepeti’nden daha kullanışlı, şöyle ki; birincisi restoranlar uber eats’e üye olmadığı için istediğiniz restorandan sipariş verebiliyorsunuz. İkincisi ve en önemlisi ise, siparişim nerede kaldı diye merak etmeye son 🙂 İstanbul’da bu uygulama başladı mı diye soracağım, ama memleket daha “Uber”in ulaşım hizmetine bile alışamadı, bunu kaldırabilir mi bilemedim…

Call me by your name

Call me by your nameBugüne kadar onlarca güzel film izlemişimdir. Hele konu romantizm, aşk olunca eline su dökülmez yönetmenler, filmler aklıma geliyor. Ama dün Call Me by Your Name‘i izlediğimden beri filmin etkisinden çıkamadım. Filme 10 üzerinden 10 veremem. Öte yandan diyaloglar, müzikler iki gün oldu kafamda dönüp duruyor. Kuzey İtalya’nın güzelliği mi, filmin çekildiği evin dokusu mu, oyuncuların rolün hakkını vermenin ötesine geçmesi mi, 80’ler mi, mevsimlerden yaz olması mı, yoksa sadece işlenen aşk mı beni bu kadar etkiledi bilemiyorum. Tabii itiraf ediyorum filmdeki müzikler ve Armie Hammer’ın muhteşem fiziği (ve gülüşü) yüzünden filmi tarafsız izleyemedim.

Eğer fırsatınız olursa ve önyargılarınızdan sıyrılırsanız filme şans verin. Finale yaklaşırkenki baba-oğul diyaloğu efsaneviydi. Keşke herkes böyle bir aileye sahip olabilse, aşkını ve aşk acısını, her ne hissediyorsa onu sonuna kadar yaşaması için cesaretlendirilebilse. Yağmurlu bir Fransa akşamında boğazıma kadar romantizme batmış olduğumdan Luca Guadagnino’nun ellerine sağlık…

Orhan Pamuk’u neden sevemedim?

0FDAECF7-67B5-437A-988B-3AAF19D46773

Yıllardır tek bir kitabını okumadığım Orhan Pamuk’un Fransızlar arasında çok tanınan bir yazar olduğunu görünce (ve konuşmalar eninde sonunda Pamuk’a gelince) son kitabını okudum. Bir okur olarak, önce kitabın eleştirisine sonra da yazara yer vereceğim.
Geçen hafta arkadaşlarıma mesaj atıp Orhan Pamuk hakkında ne düşündüklerini sordum. İki ilginç yanıt geldi:
A: “Bence herkes seviyormuş gibi yapıyor bir şekilde ünlü diye”
S: “Hiç kitabını okumadım…. Bana cahil demedin mi?”
Artık Pamuk okumamak, beğenmemek toplumda nasıl bir algı yaratıyorsa…

Continue reading “Orhan Pamuk’u neden sevemedim?”

Dans, düğün, festival…

Canım biricik arkadaşım Nihan’ın sosyal medya hesaplarını dondurmasının ardından japonkedi’nin şu yazısını da okuyunca, sosyal medya detoksu yapmaya başladım. “Kesin dayanamam, 1 haftaya kalmaz alemlere dönerim” diyordum ki, 45 günü geçti hala “temizim”. Sosyal medyadan eli ayağı çekince bir bağımlı olduğumu anladım. Bu süre zarfına; bir Angoulême çizgi roman festivali, İran’lı arkadaşımın düğünü nedeniyle maceralı bir La Seyne-sur-Mer yolculuğu, flamenko gösterisi, Star Wars müzikleri konseri, tiyatro atölyesi ve bir Orhan Pamuk kitabı sığdırdım. Ne Instagram’a, ne Facebook’a girmedim, hiç birini paylaşmadım…Yok fotoğraf çekeyim, yok filtre ve hashtag seçeyim, hangisini paylaşayım diye kendimi meşgul etmediğimden, anın tadını çıkardım ve çok daha kaliteli vakit geçirdiğimi fark ettim. Kim ne yapmış ne yemiş ne içmiş ilgilenmediğim gibi, kimse de benim ne yaptığımı bilmiyor kafam çok rahat. Tabii blog bu sosyal medya detoksuna dahil olmamakla birlikte leylek havada modundan fazlasıyla nasibini aldı. Ha bir de birkaç haftadan beri devam eden site aksaklıkları da cabası oldu.

Continue reading “Dans, düğün, festival…”

İki yeni dizi önerisi

 

Soğuklar bastırdı, diziler yine baş tacı oldu diyerek başlayacaktım ama dün dağıtılan Golden Globe ödülleri güne damgasını vurdu. Ödüllerini çok yerinde bulduğum Little Big Lies (bugünlerde Türkiye’de ilgi gören Ufak Tefek Cinayetler‘in esinlendiği dizi olur kendisi) ve kitabını yıllar önce okuduğumda aklımı başımdan alan The Handmaid’s Tale‘i mutlaka izlemelisiniz.

Geçen yıl başarılı bulduğum dizilerle ilgili bir yazı yazmıştım. Heyecanla o dizilerin yeni sezonlarını beklerken, son bir ayda radarıma takılan iki dizi var ki, onları da buraya not düşmek isterim.

Continue reading “İki yeni dizi önerisi”

Yeni heyecanlar

gonulluluk-volunteer-Türkiyede-gonullu-olmak2018 güzel başladı! Mutluluk veren, heyecanlandıran bir projeye dahil oldum. Yaşlıların hayata daha fazla tutunmasını ve kaliteli yaşamasını hedefleyen bir sosyal merkezde gönüllülük yapıyorum. 96 yaşında Paris’li bir hanımefendinin yanından geliyorum. Birlikte geçirdiğimiz 1.5 saatte aldığım elektrik, yaşam sevinci ve dinamizm beni çok etkiledi. Benim ona yaşam sevinci aşılamam gerekirken tersi oldu diyebilirim. Oldukça kültürlü ve kibar bir hanımefendiydi. İlk kez yaşlı grubuna bir gönüllü olarak destek veriyorum. Yapabileceklerimize dair birkaç fikir şimdiden oluştu bile. Ondan ayrıldığımda nedenini kelimelere dökemediğim bir mutluluk beni sarmıştı.
Continue reading “Yeni heyecanlar”