Karantinada doğum günü

Bugün benim doğum günüm. Önemli bir yaş. Normal şartlarda plan, ormana, nehir kıyısına üç günlük bir kaçamaktı. Otel rezervasyonlarını bir ay önce iptal ettim. Bunca ağır hasta ve ölüm varken kutlama yapmak içimden gelmiyordu. Fakat, 18 Nisan yaklaştıkça herşeye rağmen yaşama tutunmak ve kutlamak gerektiği hissi ağır basmaya başladı. Derken birden aklım 30. yaş günüme... Continue Reading →

Uluslararası çizgi roman festivali

Corto Maltese / Hugo Pratt 46. Angoulême Uluslararası Çizgi Roman Festivali'ne, bence İtalyan çizer Milo Manara'nın ve Batman'in 80. yıldönümü sergisi damgasını vurdu. Hayatımda Louvre Müzesi dahil hiç bir müze veya konser için yapmadığım bir şeyi yapıp, Batman sergisi için tam iki buçuk saat yağmur ve soğuğun altında sırada bekledim. Değdi mi derseniz, evet gerçekten... Continue Reading →

Noel’de Berlin

2018 bitmeden bir yazı yetiştirmek istedim ama olmadı. Çünkü güzel bir gelişme oldu. Kış uykusuna bürünmüşçesine ağır geçen yılın son çeyreğinin son günlerinde freelance bir iş aldım (Böylece yeni yıl dileklerimden ilki 31 Aralık'tan önce gerçekleşti). Yoğunluktan ve 10 günlük noel tatilinde yaptığım Berlin kaçamağı yüzünden blogun başına oturamadım. Bu Almanya'ya ikinci gidişimdi daha önce... Continue Reading →

Dans, düğün, festival…

Canım biricik arkadaşım Nihan’ın sosyal medya hesaplarını dondurmasının ardından japonkedi'nin şu yazısını da okuyunca, sosyal medya detoksu yapmaya başladım. "Kesin dayanamam, 1 haftaya kalmaz alemlere dönerim" diyordum ki, 45 günü geçti hala "temizim". Sosyal medyadan eli ayağı çekince bir bağımlı olduğumu anladım. Bu süre zarfına; bir Angoulême çizgi roman festivali, İran'lı arkadaşımın düğünü nedeniyle maceralı bir La... Continue Reading →

Sardunya yolcusuna notlar

Aylar öncesinden kararlaştırılan bu tatili iple çekiyordum. Sardunya'dan bir iki plaj fotoğrafına bakınca işte budur dedim. Biletler alındı rezervasyonlar yapıldı, araya bir Türkiye ziyareti girdi derken sonunda gittik. Sardunya'ya Ağustos'ta gitmeyin! Tatilin ilk iki günü inanılmaz nemliydi ama sonra rüzgar bizi kurtardı. Turkuvazın binbir tonu denizi, altınkum plajları ve restoranlarıyla enfes bir Akdeniz adası. Adanın güneyinde... Continue Reading →

Doğası, gastronomisi ve plajlarıyla Bask

Gecikmiş bir gezi yazısı... Sıcağı sıcağına yazılmayınca o gezinin uyandırdığı heyecan kaçıyor ama Bask'ı yazmamak büyük haksızlık olurdu. Mayıs sonundaki bilmem kaçıncı ulusal tatilde, sabahın köründe arabaya atlayıp İspanya sınırını geçmeye karar verdik. Bask'a ilk yolculuğumuzda lezzetli mutfağı, ucuzluğu, şarapları, dik yamaçların yanıbaşındaki altın rengi kumsalları ve muhteşem denizi ile burası beni kalbimden fethetti. San... Continue Reading →

Fransa’nın güzel köyleri-I

"Pâques" yani paskalya tatili için arabaya atlayıp güneye doğru yola çıktık. Fransa'nın en güzel köyleri listesinden iki köy seçip onlara gittik. Güzergahımız sırasıyla Saint-Émilion, Bergerac ve Perigord oldu. Fransa'nın şaraplarını tatmak, özellikle İstanbul'un betonu ve insan kalabalığından kaçıp yeşile doymak isteyenler için ideal bir rota. Saint-Émilion'a ba-yıl-dım! UNESCO tarihi miras değerleri arasında yerini alan bu yerleşkenin... Continue Reading →

Kadehimdeki şato

Övünmek gibi olsun bu fotoğrafı ben çektim! Fotoğraf konusunda çok iddialı değilimdir ama ara sıra güzel bir kare yakalıyorum 🙂 Chateau de Chambord'u gezmek üzere yola çıktığımızda şatonun bahçesinde piknik yapmaya karar verdik. İtiraf ediyorum hayatımın en keyifli ve lezzetli pikniği oldu. Chambord, bahçesiyle, yüz ölçümüyle ihtişamını gözler önüne seriyor. Chateau de Chambord, Loire Vadisi'ndeki en büyük şato.... Continue Reading →

Dört mevsim Amsterdam

Amsterdam'ı hangi mevsimde seversiniz? Benim dört mevsimini de sevdiğim ender şehirlerden birisi. Bugüne kadar Nisan, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında hem iş amaçlı hem de tatil amaçlı Amsterdam'da bulundum. Dolayısı ile artık Amsterdam sokaklarını haritaya gerek duymadan gezebiliyorum. İşte benim "5 günde Amsterdam'da görülecekler" listem. (Yazının sonunda otel, restoran, gece eğlencesi ve alışveriş için mekan... Continue Reading →

Medcezir ve mimozalar

Hafta sonu "mimoza festivaline" gittik. Oleron adası Fransa'nın batı kıyısında karayla bağlantısı olan küçük sempatik bir ada. Şubat ayında yapılan geleneksel mimoza festivali dışında ada midye yetiştiriciliği, kumsalları, çam ağaçları ve Chassiron deniz feneri ile ünlü. Bu hafta sonu şansımıza hava çok güzeldi. Mimozaların açma mevsimi geldiği için adanın Saint-Trojan-les-Baines kasabası 17-19 Şubat tarihlerinde sarıya bürünmüştü.... Continue Reading →

Create a website or blog at WordPress.com

Up ↑