Ücretsiz şehir aktiviteleri

la nuit des musees.pngEylül geldi, okula dönüş sezonuyla birlikte şehirde de hareket başladı. Kültür, sanat etkinlikleri, spor faaliyetleri arttı. İşte bu yüzden Avrupa’da şehir merkezinde yaşamayı seviyorum. Çünkü şehrin sunduğu olanaklara yürüyerek 15 dakikada erişebiliyorum. Bir öğrenci olarak cebinizden para çıkmadan bir ayda en az 4-5 etkinliğe katılabiliyorsunuz. İşte yaşadığım ufak şehir Poitiers’de ücretsiz yapılabileceklerden bazıları;

Sandviç konser: Şehrin en büyük oditoryumunda, her ay veya iki ayda bir kez öğle yemeği saatinde ücretsiz bir konser izlemek mümkün. Konseptin adı da “sandviç konser“. Çünkü yemek yerken konser izleyebiliyorsunuz. Bu uygulamanın amacı herkesin, sosyoekonomik durumu ne olursa olsun sanata erişebilmesi. Harika bir konsept bence. Çalışanlar bile öğle tatilinde şehir merkezine gelip ruhlarını besleyebilirler.

Oda müziği: Konservatuvar öğrencileri şehrin müze, kilise, meydan, kütüphane gibi kamusal alanları kullanarak ücretsiz klasik müzik konserleri veriyorlar. En az yarım saat, en fazla 1 saat süren bu konserlerden bir ayda farklı mekanlarda 14 tane düzenliyorlar.

Müze olanakları: Müzenin ücreti cüzzi bir rakam olmasına rağmen, sanattan ve kültürel aktivitelerden yararlanabilmesi için her Salı ve ayın ilk Pazar’ı ücretsiz. Geçen yıl tüm Avrupa’da seçilmiş müzelerde düzenlenen “Müzede bir Gece” etkinliğine katılmıştım. İlk kez müzeler gece 00.00’a kadar ziyarete açık ve ücretsizdi. Müzede video gösterimi, ve klasik müzik, elektronik gibi farklı türlerde konserler düzenlenmişti. Umarım bu yıl tekrarlanır! Zira tadı damağımda kalmıştı…

Ayrıca Fransa’da her yıl Eylül’ün üçüncü haftası “Journees du Patrimoine”, tüm tarihi ve kültürel miras değeri kabul edilen binalar herkesin ücretsiz erişimine açılıyor. Paris’te yaşıyor ve Macron’un çalışma ofisini mi görmek istiyorsunuz? İşte tam zamanı. Bazı müzeler o güne özel atölye ve etkinlikler de düzenliyorlar.

Paris’te tiyatro izlemek…

panaromic-la-comedie-françaiseÜç arkadaş bundan bir ay önce ani bir kararla La Comédie Française’de bir oyun izlemek amacıyla Paris yolculuğu planladık. İyi ki de yapmışız! Sheakespeare ve Moliere arasında gidip gelirken, birden Berthold Brecht’in “Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi”ni gördük ve sağolsun Léa hemen biletlerimizi aldı. Aynı hızla otel ve tren biletlerini de ayarladık. Geri sayım başladı, okul kapansa da tatil başlasa diye bekliyordum ve takvimler 10 Nisan’ı gösterdiğinde Louvre’a iki adım mesafedeki otelimize yerleşmiştik. Centre Pompidou‘da Chagall ve Kandinsky sergisini gezdiğimiz için, oyun öncesi resimlerin muhteşemliği ile çoktan sarhoş olmuştuk.

comedie-française-batiment

La Comédie Française, nam-ı diğer Molière’in evi, dünyanın en eski tiyatrosu olarak kabul edilen Fransız ulusal tiyatrosunda bir oyun izlemek benim için “ölmeden önce yapılacaklar” listesinden bir şeyin daha gerçekleşmesi demekti.
Continue reading “Paris’te tiyatro izlemek…”

Sisteme isyan edenlerin kasabası

 

Tatilde Sardunya’daydık. Görülmesi gereken bu adayla ilgili gözlemlerimi ve tüyolarımı gelecek yazıda paylaşacağım. Ama önce sizi adanın doğusunda bir kasabaya götürmek istiyorum. “Banditoların”, anarşistlerin, otoriteye karşı haklarını savunanların mesajlarını duvarlara çizdiği, direne direne kazananların kasabası; 1.000m yükseklikte yer alan Orgosolo!

Orgosolo, belki de her Sardunya turistinin görülecekler listesinde yer almaz, ama Sardunyalıları anlamak için önemli. “Murales” denen 300’e yakın duvar resmi bir antropoloğun rüyası, hatta harika bir tez konusu olabilir. Kübizm izleri taşıyan çizimler; Sardunya tarihi, İtalyan politik skandallarından Vietnam’a, İspanya iç savaşından Şili’ye kadar küresel sosyal adaletsizlik, kadın hakları, çocuk işçiliği gibi pek çok konuya dikkat çekiyor.

Continue reading “Sisteme isyan edenlerin kasabası”

Favori mekan

François_mitterand_bibliothequeBir şehre yerleşmek için üç kriterim var; palmiye, limon ve zeytin ağaçlarının varlığı! Yani iklimi…. Fakat şimdilerde listeye bir madde daha girdi. Kütüphane! Yaşadığım şehirde favori mekanım kütüphane desem bana inanır mısınız? Fransa’ya taşındığımızda ilk yaptığım şey kütüphaneye üye olmaktı! Yaz ayları hariç haftada en az bir kere gitmeye çalışıyorum. Kütüphaneyi yalnızca sunduğu olanakları, etkinlikleri, kitapları ve multimedya çeşidi için sevmiyorum. Binanın mimarisinden başlayan bir cazibesi var, kendimi iyi hissettiriyor. Bu devirde benden başka çıkar mı acaba kütüphane meraklısı bir başka deli?

Yolum ilk kez bir hafta sonu düştüğünde kütüphanenin kalabalıklığına çok şaşırmıştım. Oysa bir avuç insan oluruz diye düşünüyordum. Avrupa’da insanlar cumartesilerini cafelerde, alışveriş merkezlerinde geçirmek yerine kütüphaneye geliyormuş demek ki. Bu da neden bizim yerimizde saydığımızı (hatta daha da cahilleştiğimizi) onların da sürekli olarak neden ilerlediğini özetliyor!
Continue reading “Favori mekan”

Amsterdam-Holland-Netherlands-Westerkerk-Church
Westerkerk, Amsterdam 2010

Amsterdam’ı hangi mevsimde seversiniz? Benim dört mevsimini de sevdiğim ender şehirlerden birisi. Bugüne kadar Nisan, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında hem iş amaçlı hem de tatil amaçlı Amsterdam’da bulundum. Dolayısı ile artık Amsterdam sokaklarını haritaya gerek duymadan gezebiliyorum.

İşte benim “5 günde Amsterdam’da görülecekler” listem. (Yazının sonunda otel, restoran, gece eğlencesi ve alışveriş için mekan önerileri de var).

Continue reading “Dört mevsim Amsterdam”

Fransa el kitabı

fransızca-konuşmak

Yıllık kira artış oranı 1-10 Euro arası. Doğru okudunuz. Çünkü burada enflasyon yok!  Yılda %1’den fazla konut kirası artışı yasal değil.

“Merhaba”. Bir ortama girdiğinizde (bar, dükkan, restoran, ofis, parfümeri vb) “Bonjour/Bonsoir” demezseniz bu büyük bir kabalık. Çıkarken de “görüşürüz” veya “iyi günler” demek bir alışkanlık.

Postacı kapıyı çalmıyor! Bu kısım favorim.

Continue reading “Fransa el kitabı”