Karantinada 43. ve 44. gün

Bu hafta chai latte'ye sardım. Jamie Oliver'ın tarifini azıcık değiştirerek yapıyorum. Sallama çay yerine, bizim demleme çay ve ek olarak kakule kullanıyorum. Burada sıcaklıklar düşmüşken bu baharatlı sıcak çay iyi geldi. Dün öğleden sonra Fransa Başbakanı Eduard Philippe 11 Mayıs sonrası sokağa çıkışların ve normal hayata dönüşün kurallarını mecliste yaptığı bir konuşmada açıkladı. Özellikle okullarda... Continue Reading →

Karantinada 38. gün

Bazı sabahlar taze zencefil ve limon dilimlerini sıcak suda demleyip içiyorum. Tadı güzel, rahatlatıcı bir etkisi var. Fonda, Miles Davis'in "Kind of Blue" albümü çalarken, bugün gastronomi ve beslenme üzerine dinlediğim podcastler'den edindiğim ilginç bilgilerden bazılarını blog'da paylaşmak istiyorum. Gıda antropoloğu Arzu Durukan'ın gıda ve kültür ilişkisi üzerine söylediği bir şey beni çok etkiledi: "Göçenler... Continue Reading →

Karantinada 35. ve 36. gün

Dün, haftalık temizlik günüydü. Enerjim oldukça yüksekti. Temizlik yetmedi üstüne iki tencere de yemek yaptım. O da yetmedi bir saatlik yürüyüşe çıktım, eve dönünce de biraz karın hareketi yaptım. Akşam karantina döneminde en korktuğum şey başıma geldi! Dolgumu kırdım... Sabah gözümü açtığım gibi dişçi araştırdım internetten. İki dişçiyi aradım ama hep telesekreter mesajına denk geldim.... Continue Reading →

Karantinada doğum günü

Bugün benim doğum günüm. Önemli bir yaş. Normal şartlarda plan, ormana, nehir kıyısına üç günlük bir kaçamaktı. Otel rezervasyonlarını bir ay önce iptal ettim. Bunca ağır hasta ve ölüm varken kutlama yapmak içimden gelmiyordu. Fakat, 18 Nisan yaklaştıkça herşeye rağmen yaşama tutunmak ve kutlamak gerektiği hissi ağır basmaya başladı. Derken birden aklım 30. yaş günüme... Continue Reading →

Karantinada 32. gün

Bugün markette canımı sıkan bir şey oldu. Peynir reyonunda hellim bulmanın sevinciyle peynir alırken, arkamızdan geçen maskesiz bir kız hapşırdı. Eline hapşırdığını gördük. O ellerle muhtemelen bir şeyler ellemeye devam edecek. Hızla oradan uzaklaştık. Aradan beş dakika geçmemişti ki, başka bir reyonda maske takan bir kadın hapşırdı bu kez de. Yanımda bomba patlamışçasına kendimi uzağa... Continue Reading →

Karantinada 25. gün

Sonunda Mila için verdiğim sipariş geldi. Bu ay yedi yaşına giren kızıma doğum günü hediyesi olarak bir oyuncak, Pipolino (sağda) ve su pınarı aldık. Kediler taze suyu çok seviyor. Bu yüzden musluktan su içmeye bayılıyorlar. Sağlıklı olduğu için seramik seçtiğim yeni su pınarını uykudan kalkar kalkmaz denedi ve sonra da gün boyunca gidip gidip su... Continue Reading →

Karantinada 10.gün

Bir dernekte her Salı farklı ülkelerden kadınlar bir araya gelip Fransızca pratik yapıyorduk. Farklı diller, farklı aksanlar... Komik hikayelerin anlatıldığı ve birbirimizden yeni şeyler öğrendiğimiz bu buluşmaları seviyorum. Sokağa çıkma yasağı nedeniyle dernek bir süredir kapalı. Fakat bu hafta Fransızca profesörümüzün önerisiyle ilk WhatsApp kameralı sohbetimizi gerçekleştirdik. İyi geldi, güldük baya. Bugün kayda değer başka... Continue Reading →

Baharat atölyesi

Fransızlara Türk mutfağının olmazsa olmazı, tadı tuzu baharatlar ve bitki çaylarıyla ilgili bir atölye yaptım. Söylemesi kolay! Gel de dinleyicilerin anadilinde anlat bakalım! Deli işi ama iki arkadaş yaklaşık bir aydır içeriğini ve hangi baharatları anlatacağımızı ara ara bir araya gelip çalışarak, Türkiye'den her gelene eksik baharatlarımızı getirterek hazırlandık ve alnımızın akıyla çıktık. Bu fikir... Continue Reading →

Noel’de Berlin

2018 bitmeden bir yazı yetiştirmek istedim ama olmadı. Çünkü güzel bir gelişme oldu. Kış uykusuna bürünmüşçesine ağır geçen yılın son çeyreğinin son günlerinde freelance bir iş aldım (Böylece yeni yıl dileklerimden ilki 31 Aralık'tan önce gerçekleşti). Yoğunluktan ve 10 günlük noel tatilinde yaptığım Berlin kaçamağı yüzünden blogun başına oturamadım. Bu Almanya'ya ikinci gidişimdi daha önce... Continue Reading →

Restoran kültürü

Gerçek bir Fransız menüsü yediniz mi bilmiyorum ama bizim kültüre uzak bir restoran kültürleri var bu Fransızların. Masaya oturdunuz. Şanslıysanız 5 dakika içerisinde garson elinde menülerle gelir ve hemen "apero alır mısınız?" diye sorar. Bu çok kilit bir soru. Çünkü garson orada size, siparişi almaya geç geleceğinin, yemeğin hazırlanmasının uzun süreceğinin sinyalini verir. Bir şeyler içerek... Continue Reading →

Create a website or blog at WordPress.com

Up ↑