Coronavirus karantinasında gün 1

Mart itibarıyla tüm ülkeleri etkileyen bir pandemi krizine dönüşen Coronavirus’un Fransa’da yayılmasını engellemek amacıyla 17 Mart 2020 saat 12.00’da -15 günlük- sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Sokağa çıkmak için bir bildirim doldurup yanımızda taşımamız gerekiyor. Aksi halde para cezası 35 ile 135 Euro arasında değişiyor. Cezasında değilim ama böylesi gergin ve olağanüstü bir ortamda polisle tartışmak istemem açıkçası.

Karantinanın ilk günü, hem Fransa’daki hem de ailem ve arkadaşlarım için endişelendiğimden Türkiye’deki gelişmeleri Twitter’da takip ederek geçiyor. Her 2 saatte bir telefonumu şarj etmek zorunda kalıyorum! Bir yandan aylardır yazmadığım blogumu yazmaya başladım. Karantina günleri boyunca her gün yazmayı hedefliyorum umarım başarırım. Diğer yandan, evden çalışan Attila’nın bağıra çağıra yaptığı telekonferanslarına rağmen kitap okumaya çalışıyorum 🙂

Bu garip günler, aynı zamanda gerçek dostlarımın kim olduğunu görmemi de sağlıyor. Beni arayıp soran veya karantinada sıkılmamam için konser, film, podcast önerileri paylaşan canlar iyi ki varlar. Bu virüse yakalanmadan kurtulabilecek miyiz, kontrol altına ne zaman alınır, yaşamlarımıza kaldığımız yerden devam edebilecek miyiz, ekonomiler ve hükümetler nasıl etkilenecek gibi deli sorular hepimizin kafasında… Yaşayıp göreceğiz. Herkese sağlıklı günler diliyorum.

Annelerin WhatsApp kabusu

whatsapp-mesajY kuşağı annelerinin akıllı telefon bağımlılığı ile birlikte ebeveynlik davranışları da değişmeye başladı. Çocuklu arkadaşlarımla sohbetlerimiz sırasında sık sık veli whatsapp gruplarından dert yanıyorlar. Çocuğum olmadığı için neden bahsedildiğini anlamıyordum. Konuyu biraz deşince altından ciddi ve kronikleşmiş bir sorun ortaya çıktı.
Continue reading “Annelerin WhatsApp kabusu”

Fransa’da üniversite eğitimi

Ogrenci_Fransa-kampus

Arkadaşlarımın ve blog okuyucularının çok merak ettiği konulardan biri Fransa’da eğitim. Uzun süredir yazmayı ertelemiştim ama ısrarlar karşısında dilim döndüğünce üniversite eğitimine yönelik bilgileri kısaca derledim.

Lise diploması, yani BAC (baccalauréat) alan herkes üniversitede istediği bölüme gidebilir. Öncelikle hemen belirteyim Fransa’da lisans eğitimi, doktorluk ve bazı özel bölümler hariç 3 yıl sürüyor ve üniversite sınavı yok. Fransa öğrencilere kısa ve uzun yüksek öğrenim gibi farklı seçenekler sunuyor. Bu nedenle BAC’tan, yani liseden sonra hangi tip yüksek öğrenim gördüğünüzü BAC+2, BAC+3, BAC+5 şeklinde belirtiyorsunuz. Nedir bu rakamlar şimdi onları açıklayalım.
Continue reading “Fransa’da üniversite eğitimi”

İkebana ve origami

ikebanaJapon Festivali kapsamında ilk kez İkebana ve origami atölyelerine katıldım ve hakkında kısa ama çok ilginç şeyler öğrendim. Öncelikle ikebanadan bahsedecek olursam, bu bir felsefe ve Uzakdoğu’daki bir çok şey gibi o da Budizm’den alıyor kaynağını. İkebana’da amaç çiçeğin ömrünü uzatmak. Aynı insanlar gibi çiçeklerin de bir yüzü ve bir de arkası var diye açıklayarak başladı Japon hocamız ve Ying&Yang, sonsuzlukla devam etti. Bu açıklamaların ardından, kullanacağımız dalların, çiçeklerin ve yaprakların önce yüzünü bulduk. Daha önce bir çiçeğin yüzü nereye bakıyor diye hiç düşünmemiştim halbuki. Eve gidip çiçeklerime bir de bu gözle bakıp yönlerini değiştirdim.
Continue reading “İkebana ve origami”

Yeni heyecanlar

gonulluluk-volunteer-Türkiyede-gonullu-olmak2018 güzel başladı! Mutluluk veren, heyecanlandıran bir projeye dahil oldum. Yaşlıların hayata daha fazla tutunmasını ve kaliteli yaşamasını hedefleyen bir sosyal merkezde gönüllülük yapıyorum. 96 yaşında Paris’li bir hanımefendinin yanından geliyorum. Birlikte geçirdiğimiz 1.5 saatte aldığım elektrik, yaşam sevinci ve dinamizm beni çok etkiledi. Benim ona yaşam sevinci aşılamam gerekirken tersi oldu diyebilirim. Oldukça kültürlü ve kibar bir hanımefendiydi. İlk kez yaşlı grubuna bir gönüllü olarak destek veriyorum. Yapabileceklerimize dair birkaç fikir şimdiden oluştu bile. Ondan ayrıldığımda nedenini kelimelere dökemediğim bir mutluluk beni sarmıştı.
Continue reading “Yeni heyecanlar”

Başarısızlık algısı

başarı-başarısızlıkBugün tatsız bir konu olan ama hepimizin zaman zaman içine düştüğü bir durumdan “başarısızlık”tan bahsedeceğim. Çok katı bir eğitim sistemi olan Fransa’da, Türkiye’nin eğitim sistem(sizliği)nden çıkıp gelen bir öğrencinin aldığı notlar karşısında “başarısızlık” psikolojisine kapılması, hatta okulu bırakmayı istemesi, beni bu konuda düşünmeye itti.

Bu bireysel, münferit bir örnek mi? Hayır. Bence başarısızlıkla ilgili ciddi korkularımız var toplumca. Psikolog değilim, ama deneyim ve gözlemlerimden yola çıkarak konuyu irdelemek istiyorum. Türkiye’nin de dahil olduğu doğu toplumlarında başarısızlığa karşı pek tahammülsüz olduğumuzu gözlemlemek zor değil. Kabul edemiyoruz. Başarısızlık karşısında küsmek, pes etmek hele hele en tehlikelisi başkalarını suçlamak gibi çocukça davranışların nedenleri yetiştirilişimizde.  Continue reading “Başarısızlık algısı”

Nasıl bir sosyal medya profilisiniz?

Screen Shot 2017-11-16 at 17.47.33
gringolivier.com

Yine akademik yıl başladı ve ödevler, yeni öğrenilen konuların tekrarı, alıştırmalar, Fransızca metin okumaları derken Blog’u baya ihmal ettim. Neyse ki “niye yazmıyorsun ne zamandır?” diye Panama’lardan beni harekete geçiren dostlar var!

Geçtiğimiz hafta üniversitede işlediğimiz ve ilginç bulduğum sosyal ağlar üzerine kafa yordum bu yazıda. Ders kitabımızda sosyal medya kullanıcıları 5 farklı kategoriye ayrılıyordu bir tane de ben ekledim. Buyurun birbirinden renkli kullanıcı tiplerinden birini seçin.

Continue reading “Nasıl bir sosyal medya profilisiniz?”