Adım adım Tilda

Çevremde çok yetenekli arkadaşlarım var. Özellikle el yeteneği gelişmiş insanlara saygı duyuyorum çünkü ben makası doğru tutamayan, düz çizgi üstünden bile kağıdı yamuk yılık kesebilen biriyim. Solaklığıma verip geçiştiriyorum ama aslında durum vahim! İşte benim bu durumumdan henüz haberdar olmayan arkadaşımla Tilda bez bebek atölyesi yaptık. O daha önce Türkiye’de kursa gidip öğrenmiş. Yukarıdaki resimdeki bebeklerin yaratıcısı Nazan, sağ olsun evini, kumaşlarını ve dikiş makinesini bana açtı. Burada not düşeyim beceriksizliğim karşısında dehşete düşünce makineyi bozmamam için makinelik dikişleri o yaptı 🙂 Yani biraz imece usulü olsa da ilk Tilda’mı yaptım.
Continue reading “Adım adım Tilda”

Dönem biter, tatil başlar

learning-frenchSınavlar bitti. Mayıs 10 itibarı ile tatil çok hızlı başladı. Yazılmayı bekleyen güzel konular birikti. Tilda bez bebek atölyesi deneyimlerimi, muhteşem bir doğaya sahip İspanyol Baskını, Fransa’nın en güzel köylerinden Chauvigny ve Angles-sur-l’Anglin ile benim gözümden Paris’i anlatacağım yazılar yakında… Ama önce Fransızca öğrenen yabancılarla ilgili mini gözlemlerimi yazmazsam çatlarım.
Continue reading “Dönem biter, tatil başlar”

Türkiye bankacılıkta Fransa’yı sollar!

bankingFransızlar bankacılık konusunda Türkiye’den en az 10 yıl gerideler! Bu cümleyi söyleyeceğim aklımın ucuna gelmezdi ama gerçek bu. İki ay önce Fransa ile ilgili gözlemlerimi paylaştığım yazıda çok kısacık Fransa’daki bankalardan bahsetmiştim. Çok sevdiğim arkadaşım Ege de altına kendi deneyimlerini yazmıştı. Fransa’da bankacılar kral. Ne çılgın bir rekabet var, ne de bankacılık ürünlerini pazarlama konusunda bir hırs var.
Continue reading “Türkiye bankacılıkta Fransa’yı sollar!”

Oyunlarla yaşayanlar

hayaller-tutku-ruyalar

“İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli iyi bir şiir okumalı güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir.” Goethe

Bu güzel alıntıyla başlıyoruz sohbete. Emekli, bugün 60. yaşını kutlayan bir tiyatro aşığı. Son 5 yılı yaratıcı drama, temel oyunculuk, dramatik yazarlık ve oyunculuk eğitimleriyle geçti, 300 kitap okudu ve edebiyat dergilerine kısa öyküler yazıp gönderdi. Kendini geliştirmenin, öğrenmenin ve “daha iyi bir insan” olmanın yaşam boyu devam ettiğinin canlı örneği bu hanımefendiden biz gençlerin öğreneceği çok şey var… Continue reading “Oyunlarla yaşayanlar”

Üniversitede ilk gün

universite-France

Pazartesi günü kampüste ilk günümde beni Kolombiya’lı sandılar. Bugüne kadar Yunanlı, İspanyol, Arjantinli, Fransız, Portekizli sandılar ama en güldüğüm bu oldu! 14 yıl aradan sonra üniversite öğrencisi olmak harika… Özlemişim. Gelelim renkli sınıfıma. Elbetteki sınıfımda bolca uzak doğulu arkadaş var: Çinli, Güney Kore’li, Tayvan’lı. Bunun yanında Ekvator, İran, Amerika ve Avusturalya’dan sınıf arkadaşlarım da oldu. Bu çok dilli, çok kültürlü öğrenci ortamına en son San Francisco’daki İngilizce sınıfında denk gelmiştim.

Continue reading “Üniversitede ilk gün”